Cumhurbaşkanı Erdoğan, makalesinde küresel sistemin kırılganlıklarına işaret etti. Türkiye’nin barış diplomasisinde aktif rol aldığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Avrasya’da Barışın Anahtarı: Türk Dünyası” başlıklı makalesinde küresel sistemin ciddi bir stres testiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Erdoğan, uluslararası düzenin yetersizliğini Gazze’deki “insanlık suçları” ile örneklendirirken, Türkiye’nin barış ve istikrar için sorumluluk almaktan kaçınmadığını belirtti. Bu makale, Cumhurbaşkanı’nın Kazakistan ziyareti öncesinde yayımlandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, makalesinde bölgesel çatışmaların ve krizlerin küresel güvenliği ve ekonomik refahı tehdit ettiğini kaydetti. Çatışmacı jeopolitik rekabet, enerji arz güvenliği kırılmaları ve finansal dalgalanmalar, küresel sistemi zorlu bir sınava soktu. Yapay zeka eksenindeki dönüşümün de bu kırılganlıkları derinleştirdiğini dile getirdi.
Erdoğan, bu sınamaların uluslararası sistemin ve küresel yönetişim mekanizmalarının yetersizliğini ortaya koyduğunu vurguladı. 2014’teki Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda “Dünya 5’ten büyüktür” diyerek daha adil bir dünyanın mümkün olduğunu ifade ettiğini hatırlattı. Küresel sistemin o günden bu yana adil ve kapsayıcı bir nitelik kazanmadığını üzülerek dile getirdi.
Uluslararası düzenin daha fazla erozyona uğradığını belirten Erdoğan, bunun en acı örneğinin Gazze’de yaşananlar olduğunu ifade etti. İsrail’in işlediği insanlık suçlarıyla insanlığın ortak değerlerini ayaklar altına aldığını dile getirdi.
Türkiye, küresel ve bölgesel krizlerin “uygulanabilir kurallara” dayalı bir düzenle aşılabileceğini savunuyor. Bu doğrultuda hem çok taraflı örgütler nezdinde hem de bağımsız olarak sorumluluk almaktan çekinmiyor. Barış diplomasisi ve arabuluculuk girişimlerinde tüm taraflarla güvene dayalı diyalog kuruyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, meselelerin diplomasi masasında çözülmesi için somut adımlar atıldığını kaydetti. Türkiye’nin ilkeli diplomasisinin dünya çapında takdir topladığını görmekten memnuniyet duyduğunu ifade etti. Ancak daha adaletli ve istikrarlı bir barış iklimi için ortaklıkların genişletilmesi gerektiğini vurguladı.
Erdoğan, “bölgesel sahiplenme” anlayışıyla bölgesel anlaşmazlıkların öncelikle bölge ülkelerinin inisiyatifiyle çözülmesi gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda Türk Devletleri Teşkilatı gibi üyesi olunan örgütlerle ve komşularla ortak girişimlere açık olduklarını belirtti. Ayrıca, BM Güvenlik Konseyi’nin yapısal sorunları gibi kritik konularda Kazakistan ile iş birliğinin dış politikada önemli bir yer tuttuğunu vurguladı.
Türkiye, 1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Kazakistan’ı tanıyan ilk ülke oldu. Ortak tarih, kültürel ve manevi bağlardan güç alan ilişkiler o günden bu yana kuvvetlendi. 2000’li yıllardan itibaren siyasi, ekonomik ve kültürel alanda inşa edilen kurumsal mekanizmalarla iş birliği somut neticeler vermeye başladı.
Enerji, ulaştırma, lojistik ve savunma sanayii başta olmak üzere ekonomik iş birliği geniş bir zemine yayıldı. 2012’de ihdas edilen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi, ekonomik ve ticari ilişkilerin gelişimine önemli katkılar sağladı. Bugün Kazakistan ile ticaret hacmi 10 milyar dolar seviyesine yaklaşırken, Türk iş insanlarının doğrudan yatırımları 6 milyar dolara ulaştı.
Türk müteahhitler Kazakistan’da 30 milyar doları aşan 550’ye yakın proje tamamladı. Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ile belirlenen ticaret hacmi hedefi 15 milyar dolar olarak açıklandı. Erdoğan, karşılıklı çabalarla bu hedefe kısa sürede ulaşılacağına inancını ifade etti.
Halklar arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendiren eğitim, spor ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi de öncelikli gündem maddeleri arasında bulunuyor. Türk Devletleri Teşkilatı’nın 2026 yılı Turizm Başkenti olarak Ankara’nın seçilmesiyle Kazakistanlı kardeşler, Başkent’e davet edildi. Erdoğan, yıl boyunca düzenlenecek etkinliklerde Kazak kardeşlerin ağırlanmasından memnuniyet duyulacağını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 14 Mayıs’taki Kazakistan ziyareti, bölgesel ve küresel gelişmeler ışığında büyük önem taşıyor. ABD-İsrail ile İran arasındaki kriz ve Gazze’deki kırılgan ateşkes süreci gibi siyasi konular görüşmelerin ana gündemini oluşturacak. Ayrıca, enerji güvenliği ve arzı sorunları gibi ekonomik düzlemdeki sınamalar da ele alınacak.
Bu ziyaretin, iki ülke arasındaki siyasi, ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirmesinin yanı sıra kadim dostluğa katkıda bulunacağına inanılıyor. Ziyaret kapsamında Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Gayriresmi Zirvesi’ne de katılacak olan Erdoğan, Türk dünyasının iş birliği potansiyellerini istişare edecek. Bölgesel siyasi ve ekonomik sınamaların değerlendirilmesi fırsatı bulunacak.
Türk dünyasını temsil eden devletler olarak, Hoca Ahmet Yesevi’nin “Yoklar doymadığında, varlar ağlamıyorsa dünya tez yıkılır” anlayışıyla hareket ediliyor. Bölgede ve dünyada barış, refah ve huzur ikliminin tesisi için sorumluluk almaktan hiçbir zaman kaçınılmayacağı vurgulandı.
Sobemagazin.com, magazinden teknolojiye, ekonomiden yaşam içeriklerine kadar geniş bir yelpazede güncel ve ilgi çekici haberleri okuyucularıyla buluşturan dijital bir içerik platformudur.
Yorum Yap