OECD Direktörü Carlos Jansen, Türkiye’nin kritik minerallerdeki potansiyeline dikkat çekerek, küresel tedarik zincirlerindeki risklere ve Türkiye’nin rolüne değindi.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Ticaret ve Tarım Direktörü Carlos Jansen, Türkiye’nin kritik mineraller alanındaki mevcut konumunu ve gelecekteki potansiyelini değerlendirdi. Jansen, enerji dönüşümüyle birlikte kritik minerallere olan talebin arttığını ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıkların önem kazandığını belirtti.
Jansen, küresel piyasalardaki yoğunlaşmanın iki temel risk taşıdığını vurguladı. Bu riskler arasında piyasa bozulmaları ve normal fiyat oluşumunun engellenmesi ile baskın aktörlerin ürünlere erişimi kısıtlama imkanı bulunuyor. OECD’nin, madencilik ve işleme projelerine finansman sağlanmasının çeşitlendirme açısından kritik rol oynadığının farkında olduğunu ifade etti.
OECD’nin raporuna göre, ihracat kısıtlamaları son 15 yıldır kesintisiz artış gösteriyor. Jansen, bu durumun çok taraflı ticaret sistemi açısından olumsuz bir gelişme olduğunu ve özellikle ihracat yasaklarının hızla yükseldiğini kaydetti. Bu eğilimlerin endişe verici olduğunu ve kaynak zengini gelişmekte olan ekonomilerde daha yaygın hale geldiğini belirtti.
Sektöre yatırımın uzun vadeli bir süreç olduğunu belirten Jansen, yatırımcıların karlılık ve fiyatlar konusunda netlik beklediğini ifade etti. Yoğunlaşmış ve rekabetçi olmayan piyasa koşullarının daha yüksek risk anlamına geldiğini sözlerine ekledi.
Türkiye’nin kritik mineraller alanında önemli bir aktör olduğunu belirten Jansen, bor ve nadir toprak elementlerindeki rezervlere dikkat çekti. Türkiye’nin lojistik ve transit geçiş kolaylığı sağlama potansiyeline sahip olduğunu ve bu alanda daha büyük bir rol üstlenebileceğini değerlendirdi. Türkiye’nin OECD ihracat kredileri düzenlemesi üyesi olarak da söz sahibi olduğunu ve küresel piyasalara entegre bir ülke olduğunu vurguladı.
İstanbul’da düzenlenen OECD Kritik Mineraller Forumu’nun koordinasyon ve istişareyi güçlendirmek için önemli bir fırsat sunduğunu belirten Jansen, Türkiye’nin bu alanda aktif rol aldığını ve yatırım projelerinin finansmanının Türkiye’nin üstlenebileceği rollerden biri olabileceğini ifade etti.
OECD’nin 2026 raporuna göre, ihracat kısıtlamaları 2009-2024 döneminde yaklaşık 5 kat arttı. Küresel talep artarken, arz sınırlı sayıda üreticide yoğunlaşıyor. Kobalt, lityum ve nikelde en büyük üç üretici, küresel üretimin üçte ikisinden fazlasını karşılıyor. Nadir toprak elementlerinde ise bu oran yaklaşık yüzde 90’a ulaşıyor. Bu durum, tedarik zincirlerinde kırılganlığı artırıyor.
Sobemagazin.com, magazinden teknolojiye, ekonomiden yaşam içeriklerine kadar geniş bir yelpazede güncel ve ilgi çekici haberleri okuyucularıyla buluşturan dijital bir içerik platformudur.
Yorum Yap